• Anasayfa
  • Favorilere Ekle

Kar Çocuk

                                              KAR ÇOCUK
    Soğuk bir kış günü , küçük bir köy evinde Yori ve Mariya adında bir karı koca, ocağın karşısında oturmuş, alçak sesle konuşuyorlardı.
Kadın içini çekerek:
-Çocuksuz bir ev ne kadar sessiz ve neşesiz oluyor, değil mi ? dedi.
Kocası :
-Evet, diye cevap verdi. İhtiyarladığımız zaman da yanımızda bize bakacak, ölünce gözlerimizi kapayacak evlatlarımız olmayacak.
-Ama beni en çok üzen anne olamayışım. Hiç bir zaman küçük kızıma ninni söyleyip uyutamayacağım. Dışarı mı çıkıyorsun , Yori ?... Bu havada nereye gidiyorsun?
Yori, dışarı çıkınca karları toplayıp güzel birkız çocuğu yaptı. Sonra karısına:
-Gel bak Mariya , ne güzel bir kızımız var, adını da "Sinigurka" koyalı mı olmaz mı? diye seslendi.
    Ama o anda bir mucize oldu, kardan bebeğin içinden güzel , sarışın, gerçek bir kız çocuğu çıktı. Yori ile Mariya sevinçten ağlamaya başladılar. Allah onlara acımış, bir kız evlât göndemişti.
    Sinigurka , çok çabuk büyümeye başladı. Büyüdükçe de güzelleşiyordu. Birkaç gün içinde on iki yaşında bir kız kadar büyümüştü. Tatlı bir sesi vardı. Mavi gözleri, bir yaz günündeki gökyüzünün renginde idi. Öteki çocukların pembe yanaklarına karşın, Sinigurka'nın cildi kar gibi beyaz ve parlaktı.
İlkbahar gelmişti, köylüler şarkılar söyleyerek baharı kutluyorlardı.
"Güzel bahar hoş geldin.
Buraya kadar nasıl geldin.
Kağnı ile mi, yoksa bir kır çiçeğinin,
Üstünde mi yolculuk ettin?"

    Ama ne var ki, bu şarkıları duydukça, baharın geldiğini gördükçe Sinigurka'nın neşesi kaçıyordu. Neden Sinigurka seni üzen şey nedir?
Hava artık ısınmaya, her yerde kuşlar ötmeye başlamıştı. Sinigurka'nın arkadaşları, güneşin altında, çimenlerde yatmayı seviyorlardı. Kızcağız ise, gölgede, serin yerlerde, dere kenarlarında oturuyordu. Yaz yağmuru veya dolu yağdığı zaman Sinigurka ağzını açıyor, suların serinliğini dudaklarında yüzünde duymak istiyordu.
Bir gün arkadaşları Sinigurka'ya:
-Biz ormana gidiyoruz.Haydi sen de gel. Bak, ne güzel eğleneceğiz! dediler.
Çocuk annesinden izin isteyince Mariya da:
-Tabii yavrum, diye cevap verdi. Git arkadaşlarınla oyna, eğlenirsin.
Çocukla ormana gelince çiçeklerden kolyeler, taçlar yapmaya , dans edip şsrkı söylemeye başladılar. İçlerinden biri:
-Ateş yakıp üzerinden atlayalım, diye teklifte bulundu.
Hemen kuru otları ve çalı çırpıları toplamaya başladılar, sonra bunları tutuşturdular.
Önce yavaş yanan ateş sonra güçlendi, otlar çıtırdayarak yanmaya başladı. Çocuklar bir taraftan üstünden atlıyor, bir taraftan da :
-Haydi, Sinigurka, sen de atla, bak biz nasıl atlıyoruz, haydi durma, diye bağrışıyorlardı.
    Sinigurka, arkadaşlarının sözünü kırmak istemedi ve alevin üstünden atladı.
Arkasından hafifi bir ses duyuldu.Sinigurka nereye gitmişti?...
    Evet, küçük kız kar gibi erimişti. Ateşin yanında küçük bir kar yığınından başka bir şey yoktu. Az sonra esen rüzgâr onu da alıp götürüverdi.

Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.84716.8745
Euro7.72467.7556
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam9
Toplam Ziyaret338996
Hava Durumu
Saat
serdal gür

 

  Rehber Öğretmen Serdal Gür (Psikolojik Danışman. Turkpdr.com ve Turkpdr Google Grup Kurucusu ve Genel Sorumlusu...)